Babacan Lagün Residence
İstanbul'da Topografyanın Şekillendirdiği Konut Projesi
Babacan Lagün Residence, İstanbul’da Babacan Holding için tasarlanan 38.932 m² inşaat alanlı, 10 katlı konut projesidir. 7.675 m²’lik arazide gerçekleştirilen kapsamlı kütle etüdleri sonucunda, arazinin doğal eğimini ve sınırlarını en verimli şekilde değerlendiren bir yerleşim kurgusu geliştirilmiştir. Proje; konsept, ruhsat ve uygulama aşamalarının tamamını kapsayan bütüncül bir mimari süreçle hayata geçirilmiştir.
Arazi Eğimini Avantaja Çeviren Yerleşim Kararı
Proje alanındaki doğal kot farkı, tasarımın temel çıkış noktası olmuştur. Birbirine paralel konumlanan ancak hizaları bilinçli olarak şaşırtılmış ikiz bloklar, arazinin en uç kenarlarına yerleştirilerek merkezde geniş bir açık alan bırakılmıştır. İki blok arasındaki kot farkı, baza katları aracılığıyla absorbe edilmiş; böylece hem yapısal bir çözüm üretilmiş hem de bloklar arasında zengin bir peyzaj alanı kazanılmıştır. Bu yaklaşım, araziye rağmen değil araziyle birlikte tasarlama ilkesinin somut bir uygulamasıdır.
Proje Konumu
İstanbul Türkiye.
Proje Yılı
2023
İnşaat Alanı
38.932,73 m²
Proje Türü
Konsept, Ruhsat, Uygulama
İşveren
Babacan Holding
Cephe Tasarımı: İnsan Ölçeğinde Bir Dil
10 katlı yapıların kentsel siluette yaratabileceği baskınlık, cephelerin dikkatli bir şekilde bölüntülenmesi stratejisiyle dengelenmiştir. Kırık beyaz seramik, tuğla kaplama ve mantolama gibi farklı malzeme ve cephe sistemlerinin bir arada kullanılması, blokların monolitik algısını kırmakta ve daha insan ölçeğinde bir görünüm sunmaktadır. Malzeme geçişleri rastgele değil, cephenin ritmini ve derinliğini oluşturacak şekilde kurgulanmıştır; böylece yapılar hem modern bir karakter kazanmış hem de çevreyle görsel bir ahenk yakalamıştır.
Baza Katları ve Dubleks Daireler
İkiz blokları birbirine bağlayan baza katlarında, zemin üstü seviyesinde dubleks daireler konumlandırılmıştır. Blok birleşim noktalarına denk gelen bu dairelerde mahremiyet özellikle önemsenmiş ve özel mimari çözümler geliştirilmiştir. Bazaların üst kotunda oluşturulan teras alanında ise site sakinlerine hizmet veren bir kafeterya yer almaktadır. Bu katmanlı kurgu sayesinde teras kullanımları çeşitlendirilmiş, konut yaşamı yalnızca daire içiyle sınırlı kalmaktan çıkarılmıştır.
Bloklar arasında bırakılan geniş alan, projenin en güçlü tasarım hamlelerinden birini oluşturmaktadır. Bu alanda tasarlanan biyolojik gölet, dekoratif bir unsur olmanın ötesinde doğal bir ekosistem kurgusu taşımaktadır. Gölet çevresindeki peyzaj düzenlemesi; yürüyüş güzergahları, sosyal alanlar ve dinlenme noktalarıyla desteklenmiştir. Sakinler, İstanbul’un yoğun kentsel dokusunun içinde kalarak doğayla temas edebilecekleri bir yaşam ortamına sahip olmaktadır.
Çevresel Uyum ve Estetik Çeşitlilik
Bu tasarım yaklaşımı, proje alanının karakterini vurgularken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği de göz önünde bulundurmaktadır. Böylelikle, yapıların sadece estetik açıdan değil, aynı zamanda çevresel faktörlere duyarlı bir şekilde tasarlanması hedeflenmiştir. Sonuç olarak, cephelerin bölüntülenmesi ve farklı malzemelerin kullanımıyla, projenin genel görünümü zenginleştirilmiş ve çeşitlendirilmiştir, böylelikle çevresine uyumlu ve çağdaş bir estetik sunulmuştur.





